"Bağlılık anketimiz %85 çıktı, millet memnun."
E Sahaya iniyoruz, alakası yok. O %85’in arkasında, sadece anlamsız onay mekanizmalarından bıkmış, süreçlerin içinde boğulmuş ve aslında sessizce istifa etmiş bir kitle görüyoruz.
O puanlar, insanların her gün ne yaşadığını, hangi saçma sapan duvarlara çarptığını size söylemez. Biz o duvarları bulmaya geliyoruz.
Soru
Yılların bankacılık uzmanlarını araştırmacı ve tasarımcı gibi düşünmeye nasıl alıştırırsınız?
Yakın zamanda , güzide bir sanayicimizin ağzından şu kelimeleri duyduk. "Bir de şirket kültürü diye bir şey çıkardılar başımıza". Bu kafayla devam diyemedik, çünkü devam da etmiyor ama 2025 (hatta 26) yılında hala bu kafada olabilmek gerçekteh dehşet verici.
Bugün çoğu yönetici (EX) meselesin hala yan hak paketleriyle, havalı ofis tasarımlarıyla ya da motivasyon konuşmalarıyla çözebileceğini sanıyor.
Çalışan deneyimi; bir insanın o kapıdan girdiği andan, hatta daha evveline gidelim, şirketi bulup orada çalışmayı düşünmeye başladığı andan, elinde istifa dilekçesiyle çıktığı ana kadar maruz kaldığı bir bütündür. Eğer sisteminiz bozuksa geçmiş olsun. Her sene anketlere devam.
Jacob Morgan’ın yıllar önce ortaya koyduğu meşhur denklemi (Kültür + Teknoloji + Fiziksel Alan) bugün hala eksik okuyoruz. "Müşterimize güzel hizmet sunalım"
Açıkçası önce içerisini "güzel tutalım" Müşterinize sunduğunuz o "güzel hizmet" sözünü, arka planda süreçler arasında enerjisi emilmiş, bürokrasiye kurban edilmiş çalışanlarla tutamazsınız. İçeride ne pişiyorsa, dışarıya o servis edilir. Bu kadar basit.
Sürtünme katsayısı: İnsanlar neden yorgun?
Biz Ethnogram olarak bir kuruma girdiğimizde "Mutlu musunuz?" diye sormayız. Bizim derdimiz "sürtünme katsayısı" ile. İnsanlara pahalı pahalı yazılımları verip, o yazılımların içinde birbirine çarpan hantal iş akışlarıyla sonuç bekleyemezsiniz. Orada teknoloji bir kolaylaştırıcı değil, bir engeldir artık.
Gerçek bir deneyim tasarımı; "İşini yapmanı engelleyenşeyler nedir?" sorusuyla başlar. Gallup’un verilerine boğulmaya gerek yok, sokağa çıkıp kime sorsanız aynı şeyi söyler: İnsanlar iş yükünden değil, anlamsızlıktan yoruluyor. Bilgi yukarıdan aşağıya inerken nerede kirleniyor? Ekipler arası klikleşmeler iş birliğini nasıl bozuyor? Az biraz kafa çalıştıralım.
Metodolojik röntgen: Biz neye bakıyoruz?
Ethnogram’ın yaptığı şey bir İK operasyonu değil, bir kültürel röntgen çalışmasıdır. Biz sahada yönetici varsayımlarını bir kenara bırakıp şu dört noktaya odaklanıyoruz:
-
İş Akışındaki çizikler
İnsanların vaktini asıl ne çalıyor? Hangi "eskiden kalma" sistemler bugün verim ve huzurun önündeki en büyük engel?
-
Kültürel çatlaklar
Duvardaki asılı ve çok havalı "vizyon" cümleleri, bir kriz anında yöneticinin tavrıyla ne kadar örtüşüyor? Tutarsızlık, güveni saniyeler içinde yok eder.
-
Psikolojik güvenlik
İnsanlar hata yaptıklarında bunu bir öğrenme fırsatı olarak mı görüyor, yoksa "kelleler uçacak" korkusuyla en güvenli (ve tabi en verimsiz) yolu mu seçiyorlar?
-
Aidiyet değil, "ortaklık"
İnsanlar sadece maaş için mi orada, yoksa gerçekten o ortamın bir parçası olduklarını hissediyorlar mı? Bunu seviyorlar mı?
Bu yatırımın "gerçek" karşılığı ne?
Çalışan deneyimine odaklanmak bir "iyilik projesi" değildir; doğrudan bir hayatta kalma stratejisidir. Deneyimi onarılmış bir ortamda hata payı düşer. Neden? Çünkü insanlar sistemin açıklarını kapatmaya çalışmak yerine, enerjilerini işin özüne verebilirler. Daha da önemlisi, şirketinizin en büyük hazinesi olan o "yetişmiş insan hafızası" kapıdan çıkıp gitmez.
"Yenisini buluruz"... Hadi bulun bakalım.
Literatür buna "Service-Profit Chain" der ama biz "İnsan Mutluysa İş Yürür" diyoruz. Şirketin hantal süreçleri iyileşmeden, bilançodaki rakamların kalıcı olması pek mümkün değil.
Günün sonunda mesele, insanların sabahları ayaklarının geri geri gitmediği bir yer inşa etmek.
Eğer çalışan deneyiminiz sadece yıllık bir anket puanından ibaretse, aslında içeride neler olup bittiğine dair hiçbir fikriniz yok demektir. Biz, o puanların arkasındaki gerçek insan hikâyelerini dinleyecek cesarete sahip karar vericiler ile çalışmayı seviyoruz...
Çalışanınız neden mutlu değil?
Şirketinizin kaderi dışarıya ne sattığınızdan daha çok içerideki insana ne "yaşattığınız"dır. Böyle düşünüyorsanız alalım 3 -4 dakikanızı.
Okuma süresi: 3-4 dakika
